Cittaslow

Mustafa Yılmaz
5 Mart 2019 – 15:50

Büyük kentlerin artmasıyla birlikte, insanlığın sorunları da artış göstermektedir. Kentli insanların en büyük sorunu ise; kente adapte olabilmek adına hızlı yaşamaya başlamalarıdır. Bu bakımdan hayatın her alanında hızlı olmaya başlayan insanlığın kısacık ömrü hızla tükenmektedir. Milan Kundera’nın “Yavaşlığın düzeyi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır; hızın düzeyi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır. Yavaşlık ile anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır. Bir şey anımsamak isteyen kimse yürüyüşünü yavaşlatır. Buna karşılık, az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır” sözü hızla birçok değerini unutan kent insanını en güzel şekilde özetlemektedir. İnsanoğlunun artık yediği yemekler de bile hızlanması, bu durumdan muzdarip olan insanların yeni hareketler başlatmasına neden olmuştur. Bu doğrultuda İtalya’da ortaya çıkan slow food (yavaş yemek) hareketi fast food tüketim ve hızlı yaşam tarzına bir tepki olarak doğmuştur. Bu hareketin sembolü ise salyangozdur. Cittaslow hareketi de slow food hareketinden esinlenerek 1999 yılında yine İtalya’da ortaya çıkan bir kentsel harekettir. Yani Cittaslow hareketinin temel felsefesini slow food hareketi oluşturmaktadır. İtalyanca olan “citta” kelimesi şehir anlamına gelmektedir. “Slow” ise İngilizce’de yavaş manasının karşılığıdır. Bu iki kelimenin birleşmesiyle oluşan cittaslow kelimesi de sakin şehir anlamını karşılamaktadır. Cittaslow hareketi, küreselleşmeyle birlikte şehirlerin hem doğayı hem de insanlığı tahrip etmesine engel olmak amacıyla ortaya çıkan bir hareket olmuştur. Burada asıl olan hem kentlerin korunması hem de kentte yaşayan insanların hızlı yaşam tarzından arınmalarının sağlanmasıdır. Belki de bu hareket, betonlar arasında sıkışıp kalmış ruhsuz bedenlerin kurtuluşu için ilk adımlardan biri olacaktır. Uluslararası belediye birliği olarak kurulan bu hareket günümüz itibariyle 30 ülkede 236 kentte uygulanmaktadır. Bu harekete katılmak için birçok kriteri sağlamak gerekmektedir. Ama bu kriterin temelini kent nüfusunun 50.000’den fazla olmaması oluşturmaktadır. Ülkemizde de günümüz itibariyle cittaslow olan 15 kent vardır. Bu kentler; Akyaka, Eğirdir, Gökçeada, Gerze, Göynük, Halfeti, Mudurnu, Perşembe, Şavşat, Seferihisar, Taraklı, Uzundere, Vize, Yalvaç ve Yenipazar’dır. Cittaslow hareketine katılan kentlerin hem ülkemiz de hem de tüm dünyada artması ise en büyük dileğimizdir. Belki de kalabalıklar arasında yalnız kalan insanlığın kurtuluşu cittaslow kentler de olacaktır.

Hızlı kentlerden sakin kentlere ulaşmak dileğiyle…